11 Ekim 2024 Cuma

SOSYAL ÇÜRÜDÜK

 

Son yaşanan olaylardan sonra en büyük silah, kalemdir diyerek dilim döndüğünce bir iki kelime etmeyi bir blog yazarı olarak kendime borç bilirim. Neredeyse son on gündür, ülkemiz mutsuzluktan kırılıyor. Hatta insanların hiç bu kadar umutsuz olduğuna şahit olmamıştım. Dile bile getirmek istemediğimiz cinayetler, hırsızlıklar, yaşamanın bu kadar zor olması hatta bu ay kirayı nasıl vereceğiz diye dertlenmeler bile insanı yeterince umutsuzluğa sürükledi. Ama son on gündür özellikle mutsuz bir ülke olduk. Şahsen bana sanki kıyametin kopuşuymuş gibi geliyor. Bu mutsuzluğa neler sebep olmuş olabilir diye bir sebep arıyorum umarsızca.

    Küçükten büyüğe ekrana kendimizi bu kadar maruz bırakmak, odak ve tahammül seviyelerimizin yerlerde sürünüyor oluşu, sosyal medyanın hayatımızın bu kadar merkezinde konumlanıyor oluşu şaşırtıcı. 26 yaşımda sanki yaşlı bir birey gibi konuşacağım ama öyle. Gerçekten sokakta oynayan çocuk sayısı azaldı. Ekranlar hayatımıza girdiği zaman çok masumdular ama şuan elimizdeki telefonlarda bütün dünyayı taşıyoruz. ABD’nin Florida eyaletinde yaşanan talihsiz olay Türkiye’nin herhangi bir köyüne dakikalar içerisinde ulaşıyor artık. Teknolojiyi kötülemiyorum ama hayatımızın bu denli içinde olması fazla can sıkıcı gelmeye başladı. Bilginin, eğlencenin yahut bir sevdiğine ulaşmanın bu kadar kolay oluşu; ulaştığımız o şeyin kıymetinden kıymetler götürüyor. Eskinin mektubuyla, şimdinin whatsapp uygulaması gibi düşünün. Bizlerde sabır vardı. Bizler bir şeye ulaşırken döktüğümüz alın terlerinden inanılmaz keyif alan bir toplumduk. Ama şuan durum öyle değil. Dakikalar, hatta saniyeler içinde herkesin ne yaptığına, ne yediğine içtiğine vakıf oluyoruz. Kafamızın içi çöplük gibi oldu. Doğru ya da yanlış, her şeyi okuyoruz. Her şeye aşina oluyor gözlerimiz. Söylediğim gibi akıllı telefonlar, tabletler evlerimize ilk girdiği zaman bu kadar tehlikeli değildi ama zaman geçtikçe bu durum değişmeye başladı. Türkiye kocaman, birbirinin tıpa tıp aynısı olan bir toplum oldu. Onda var bende de olsun diye diye birbirimizin aynısı oluverdik fark etmeden. Suç oranları inanılmaz derecede arttı, insanlar herkesin hayatını mükemmel olarak gördüğü için kendi hayatını başka hayatlarla mukayese ede ede tüketti kendilerini. Oysa herkes kendine özgüydü ülkemizde. Hoşgörülü bir ülkeydik. Kimsenin ne yediği ne içtiği ne giydiği bizi ilgilendirmezdi. Kocaman kutuplar oluştu mesela, sen bunu giyiyorsun, sen buraya gidiyorsun ayrımlarımız çıktı. Ülkenin en batısındaki amcanın başına gelen olaya, en doğusundaki amcanın içi yanardı. Şuan içimiz kararmasın diye haber bile dinleyemiyoruz. Biz birbirimizi severdik çünkü. Aslında koca bir ülke olarak aynı mahallenin çocukları gibiydik çünkü. Şimdi ise koca bir kaos var. Oysa biz aynı biziz. Sadece çağ değişiyor. Artık bir şeyler gerçekten değişiyor ve biz bütün bunların canlı şahidiyiz. Üzülerek bakıyorum artık her şeye. Hiç kimse mutlu değil. Herkes hayatının bir noktasında başka başka konulardan şikayetçi. Eskisi gibi olabilir miyiz bilmiyorum. En azından birbirimize saygı duymayı öğrenebiliriz. Daha fazla okuyabiliriz. Çünkü daha evvelden de defalarca dile geldiği gibi, mürekkebin kuruduğu yerde kan akar. Özümüze yeniden dönebilmek, özümüzü yeniden bulabilmek ümidiyle.