1 Ocak 2023 Pazar

BÜYÜLÜ KAPI

 

   Kendine ait odasında kitabını okuyordu. Odası küçüktü biraz. Pencere kenarında bazası olan bir yatak( bazalı olmasının nedeni okuduğu kitapları orada muhafaza etmekti.), tam karşısında ikinci el büyük bir kitaplık vardı. Kitaplık duvarı boydan boya kapatmıştı ve neredeyse bir kitap için bile boş yer yoktu. Bütün parasını kitaplarına harcardı çünkü. Daha önce dört defa okuduğu kitabını beşinci kez bitiriyordu, hiçbir ayrıntıyı kaçırmamak için. Kitabın son sayfasını çevirdiğinde yere bir zarf düştü. Ben koymuşumdur diye düşündü ilk önce. Sonra devam etti okumaya. Ardından kitabı beşinci kez okumanın verdiği gururla sağa sola baktı. Ve yeni yakaladığı ayrıntıları not aldı. Zarf hala düştüğü yerde duruyordu. Eğilip aldı yerden ve açtı zarfı. İçinden çıkan bir mektuptu. Ama tek cümlelik, kimden geldiği belli olmayan hatta kitabının arasına kimin koyduğu da belli olmayan anonim bir mektup. ‘’ BU MEKTUP ELİNE GEÇER GEÇMEZ HEMEN KALK VE KİMSEYE BİR ŞEY SÖYLEMEDEN AŞAĞIDA YAZAN ADRESE GEL.’’ Kim bu? Ne var o adreste? Daha önce birkaç kez gittiği ufak bir sahafın adresi. Ara sıra gider kitaplar alır ve oturur bir bardak çay içerdi. Eski bir sahaftı işte. Ama kim tarafından ne ve sebeple çağırılıyordu.Bütün bu soruların cevabını bulmanın tek yolu oraya gitmekti. Acele davranıp üzerini değiştirdi. Evden çıkmak üzereyken son anda çantasına mektubu da atıverdi. Çok uzak değildi yürüyerek koyuldu yola. On beş dakika kadar yürüdükten sonra geldi. Karşısında duruyordu işte sahaf. Her zamanki gibi içeri girdi. Biraz dolaştı kitaplara baktı. Sanki o mektubu alan kendisi değilmiş gibi sakin sakin göz gezdirdi. Raflara dikkatle bakarken yanına tanımadığı biri yanaştı. Ve sadece ‘’Gel benimle.’’ dedi. Adamın yüzünü göremedi ama düştü arkasına. Sahafın içinde ilerledik biraz. Daha sonra son rafa geldiğimizde durduk. Adam bir kitabı yerinden kaldırdı ve önünde duran kocaman kitaplık hareket etmeye başladı. Arada küçük bir boşluk oluştu ve kahramanımızın içeri girmesini söyledi. Korkmuyordu. Bir kitapçıda başına ne gelebilirdi ki? İçerisi çok karanlıktı ama adam el fenerini yaktı ve biraz daha yürüdüler. Bu sırada sordu ;’’ Kimsin sen, nereye gidiyoruz?’’ cevap vermedi kimliği belirsiz kişi. Yürümeye devam etti. Karanlığın içinde biraz daha ilerledikten sonra bir kapının önüne geldiler. Kimliği belirsiz adam buradan sonra gelemeyeceğini ve yalnız devam etmesini söyledi. Kapıda kocaman sayılarla 2005 yazıyordu. Güç bela okudu ve daha sonra içeriye kulak kesildi. İçeriden kahkaha sesleri geliyordu. Yitirdi korkusunu bir anda. Kapının kolunu yavaşça çevirerek girdi içeriye. Fakat o da nesi? Baktıkları, gördükleri ancak izlediği filmlerde olabilirdi. Zira bu dünyada böyle şeylerin gerçekleşmesi kurallara aykırıydı. Ama karşısındaydı işte. Çocukluğu, çocukluğunu geçirdiği ev, annesi ve babası, kardeşleri hepsi oradaydı. Hatırlıyordu bu anı. Kardeşi hasta olduğu için pasta almıştı o gün babası. Gözleri doldu. Gitmek istiyordu. Sarılmak istiyordu geçmişine ama kıpırdarsa sanki her şey bozulacaktı. Gözlerini kırpmaktan men etti kendini. Konuşmalara dikkat kesildi. Günlük rutin konuşmalardı duydukları. Babasına matematik sınavından düşük aldığını söylüyordu annesi pastayı dilimlerken. Hatırlıyordu bu anı kahramanımız. Çünkü o gün,nedense o pastayla birlikte kazınmıştı hafızasına. Çikolatalıydı mesela pasta. Ya da mesela üzerindeki eteği, babasını  üzerindeki eski kot ceketi, sağ tarafta gürül gürül yanan sobanın sesini… Hepsini hatırlıyordu. Kahramanımızın tek istediği o anda kilitli kalmaktı. Ama sarılmak istiyordu. Annesine, babasına, kardeşlerinin küçüklüğüne ve kendisine. Bir anda koştu o tarafa doğru. Sonra kucakladı kardeşlerini. Ne kadar küçüklermiş diye iç geçirdi. Zamanın hızına küfürler savurdu içinden. Annesine babasına sımsıkı sarıldı. Bu sırada yatma vakitleri geldi kendisi ve kardeşlerinin üçü de hem annelerini hem babalarını öpüp odaya giderken kahramanımız küçük kendisiyle göz göze geldi. Çok ağladı, durduramıyordu gözyaşlarını. Ve son olarak kendisine de sarıldı. Sımsıkı sarıldı. Bırakmak istemedi hiç. Daha sonra o da gitti kardeşlerinin arkasından. Annesiyle babası kaldı sobalı odada iki kişi. Pastanın bulaşıkların kaldırdılar ve tek kelime konuşmadan onlar da gittiler odadan. Kahramanımız tek başına kaldı. Kalır kalmaz 2005 yazan kapının arkasında buluverdi kendini. Az evvel kendine refakat eden kimliği belirsiz kişi de ordaydı. Kahramanımız hiçbir şey söylemedi, sormadı. Kimliksiz kişinin de pek cevap vermeye niyeti yoktu zaten. Karanlıkta yürüdüler tekrar. Önce el fenerinin yeterince aydınlatamadığı karanlık koridordan, daha sonra da sahaftan çıktı. Yok olmuyordu, durmuyordu göz yaşları. Derinden bir nefes aldı ve yürümeye mecal buldu kalbinden. Biraz ilerledi daha sonra oturdu kaldırım taşına. Yeniden sövdü saydı zamana. Zamanın hızına. Ama bu sefer içinden değil. Daha sonra usul usul ağlamaya devam etti. Kalkmadı kahramanımız o kaldırımdan uzun bir süre…

4 yorum:

  1. Her yazdığını çok beğenerek okuyorum, adeta yeni bir dünyanın kapısını aralıyor bana. Başarılarının devamını dilerim!

    YanıtlaSil
  2. Kalemine sağlık. Yazmayı bırakma :)

    YanıtlaSil
  3. Gerçekten çok beğendim. Herzamanki gibi yine çok güzel yazmışsın.

    YanıtlaSil