8 Mayıs 2020 Cuma
Hayali Dergi
‘’İnsanların, sanatı kendi varlıklarını açıklamak için seçtiklerini düşünüyorum.’’ cümlesini ilke edinmiş yirmi beşlerinde bir genç kız, Vera ... İçindekileri dışa vurmayı hem istemiyor, hem de çok istiyor. İstemiyor çünkü sırları aşikar olacak, istiyor çünkü artık duygularını saklayamayacağının bilincinde. Hunharca kitap okuyor Vera. Gözlerinin acısını hissedene dek çıkmıyor o dünyadan. Kendini bir romanın –hatta en sevdiği romanın- içine hapsedip, kapağını sonsuza dek kapatıp rafa kaldırmak istiyor. Okumak istediği kitaplara ömrünün yetemeyecek oluşunu iyi bildiğinden de bir miktar hüzünlü. Çok okuyor ve okudukça ağırlaşıyor kafasının içi. Bundandır ki, bir yandan da elindeki kalemi sürekli konuşturuyor kağıda. Gece gündüz dinlemeden yazıyor. Sanki yazmasa başına bir felaket gelecekmişçesine, kağıt kalemle kavga edermişçesine yazıyor. Yazdıklarını da saklıyor. O yüzden odasının içinde yüzden fazla hikaye yaşıyor, duvarları şiir kokuyor adeta. Vera ise bu durumdan oldukça memnun. Yazdığı öyküleri çeşitli dergilerle paylaşıyor yirmi beşlerindeki genç kız. Birkaç dergi, bazı sayılarında yayımlasalar da sonradan ses seda yok. İletişim halinde olduğu dergilerden yalnızca biri her ay yayımlamak istiyor Vera’nın öykülerini. Hal böyle olunca özenerek sürekli yazmaya çalışıyor Vera. Bir ay, iki ay, üç, dört, beş ve altı ay boyunca her seferinde dergide kendine rastlıyor genç kız.
Bir sonraki ay derginin yeni sayısını almak için bir kitapçıya gidiyor Vera. Dergiyi alıp, eve dönüp, sıcacık bir çay demlemek ve onunla sabahlamak hayaliyle giriyor kitapçıya. Kitapçı ise tanıdık, Erdem Amca… Kitapçıya derginin yeni sayısını almak istediğini söylüyor, fakat o da ne? Erdem Amca böyle bir derginin satışını hiç yapmadığını söylüyor. Vera ise bunu duyunca her yaşı için birer yıl şaşırmış hissediyor o an. Etti mi size yirmi beş yıllık şaşkınlık! Derginin adını bir daha söylüyor emin olmak için ama nafile. Erdem Amca inatla böyle bir derginin olmadığını söylüyor. Vera ise kitapçıdan çıkıp, eve gidiyor. İnternetten derginin iletişim adresini bulup, sorunun ne olduğunu öğrenmek geliyor aklına. Derginin adını yazıp aratıyor internetten. Ama yok, bulamıyor. En sevdiği, okurken dalıp gittiği edebiyat dergisini bulamıyor. Tek bir iletişim adresi geçmiyor eline. Bir süre öylece oturuyor masasında. Sonra mutfağa gidiyor çay demlemeye. Bir fincan çay alıp geri dönüyor odasına. Dergiye ulaşamadığından biraz mutsuz, oturuyor masasına. Masa lambasının açılmasıyla aydınlanıyor etraf. Saat sabahın beşi. Birazdan annesi kahvaltı hazırlamak için uyanacak. Derin bir nefes alıp, dergiyi tekrar araştırmak istiyor ama korktuğundan yapamıyor bunu. Altı aydır yazılarını paylaştığı dergi, ortada olmadığından olsa gerek korkusu. Sonra gözüne masasının ucunda duran kağıtlar ilişiyor. Bunlar önceden yazıp, gözü gibi sakınıp sakladığı öykü ve şiirlerinin yazılı olduğu kağıtlar. Birkaç şiir okuyor evvela, daha sonra hikayelerine bakmaya başlıyor. İlk hikayesinin başlığı çarpıyor gözüne; ‘’Bence Okumak.’’ Tebessüm edip diğer sayfalara geçiyor okumak için. Fakat dördüncü hikayeye geldiğinde donup kalıyor Vera. O da nesi? Kağıtta ‘’Hayali Dergi '' adında bir hikayesini görüyor. Daha önceden böyle bir hikaye yazıp yazmadığını anımsamaya çalışıyor o an. Ve okumaya başlıyor. Okuduğu her satırda kanı donuyor adeta. Bugün yaşadıklarının hepsi; kitapçıya gidişi, Erdem Amcaya dergiyi soruşu, divane gibi, olmayan bir dergiyi aradığı yazıyor bu hikayede. Okurken, hikayenin içine öylesine dalmış ki, önce bu olayların hepsini yaşadığını ve daha sonra aslında yaşamadığını, yalnızca okumuş olduğunu fark ediyor o an. Tam o sırada içeriden annesi sesleniyor;’’Veraa, bırak artık okumayı da sofrayı hazırlamama yardım et kızım.’’
Sevgilerle
Zehra Çelik
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Erdem amca bence bir değer. Ahlak gibi vefa gibi. Yazdıklarının okunmasını istiyor Vera fakat yazar kendinin izi olmasın istiyor. Vera ve zehra
YanıtlaSilHer yaşı için birer yıl şaşırmak... Sevdim bunu 👌🏻
YanıtlaSilİnsan kaybolduğu yerde kendini bulur bulduğu yerde de kaybolur aslında bulmak ve kaybolmak da yoktur ama hepsi bir bütünün sesleri..
YanıtlaSilesen kal
İnsanın kendi hikâyesinde yaşamak biraz yaşamaya çalışmaktı...
YanıtlaSilUzayliya katılıyorum tabiki bu doğru hepimiz birbirimizin hikayesinde birazda olsa yaşıyoruz bu genç dusunurde bazen kendimi görüyorum teşekkürler
Sil