20 Kasım 2019 Çarşamba
Mektup
Bugün 35 yaşına basan ve iki çocuk annesi olan bir kadın, evine gelen ve üzerinde kendi isminin yazılı olduğu bir mektupla karşılaştı ansızın. Dikkatini oldukça çeken bir mektuptu çünkü gönderen kısmında da alıcı kısmında da kendi ismi yazılıydı. Sessizce bir köşeye çekilip o ürpertici mektubu açmaya karar verdi kadın. Kağıdı zarftan çıkardı ve okumaya başladı. Mektup şöyle başlıyordu:
‘’20 Kasım 1999 Ankara Çocuk Esirgeme Kurumundan yazıyorum. Bu mektup, sen 35 yaşına bastığın gün eline geçecek. Şayet yaşıyorsan amacıma ulaşmışım demektir. Evvela söylemek istediğim şey şu, umarım mutlusundur. Umut ediyorum ki hayalini kurduğun her şeyi başarmışsındır. Umut ediyorum ki kendine güzel bir aile kurmuşsundur. Anne ve babanın ölümünden sonra neredeyse her gün ağlayan o küçük kız çocuğu gitmiş ve yerine güzel, güçlü ve ayaklarının üzerinde durmayı öğrenmiş bir kadın gelmiştir diye umut ediyorum. Çünkü söz vermiştin kendine. Ne olursa olsun pes etmeyeceğine, bu dünyaya güzel şeyler katacağına ve mutlu olmaya söz vermiştin. 20 yıl geçti çektiğin acı ve zorlukların üzerinden.Fakat daha dün gibi hatırlıyorsundur eminim. Zira seni tanıyorum. Onca yıl maddi manevi zor şartlarda okumaya çabalıyordun, inşallah hayalini kurduğun işle meşgulsündür. Bugünlere tek başına gelmiş olmak seni biraz yormuş olabilir ama pes etmediğine çok sevindim. Dünyadan elini çekmeyip savaşmayı tercih ettiğine sevindim. Kocaman bir kadın olmuşsundur şimdi. Mutlu ol, mutlu kal. Sevgilerimle.’’
Diye bitti mektup. Bugün 35 yaşına basan o kadın 20 yıl evvelinde, daha minicik bir kız çocuğuyken kendine yazmış olduğu mektubu tamamen unutmuş olmalı, zira hayli şaşkın ve gözleri yaşla dolu. Fakat kendine verdiği tüm sözleri tutmuş olmanın gururunu taşıyor. Omuzları dimdik. Hayata karşı tek başına verdiği mücadeleyi kazanmanın gururu okunuyor gözbebeklerinden. İstediği mesleğin sahibi olmuş, mutlu… Yıllarca özlemini çektiği o güzel ailenin bir ferdi olmanın muazzam mutluluğunu yaşıyor kadın. Yeni yetme bir çocukken 20 sene sonrasının hayaliyle yanıp tutuşmuş ve başarmış. Kalbini tıpkı 20 yıl öncesindeki gibi tertemiz tutarak büyümüş. Ansızın mektubu yazdığı zamanı anımsadı kadın. Anne ve babasının ölümünün üzerinden uzun zaman geçmiş olmasına rağmen onları çok özlemişti bir gün. Babasına sarılmayı her şeyden daha çok istediği bir gün hıçkıra hıçkıra ağlarken aniden gözyaşlarını silmişti elleriyle. Eline bir kağıt kalem almış ve buz gibi yurt odasında kendine söz vermişti. Bu mektup bu küçük kızın, daha çok küçük olmasına rağmen kendine yemini niteliğinde bir mektuptu. Mektubu zarfa geri koyduğu zaman gözyaşları yüzünü çoktan ıslatmıştı. Şükretti, teşekkür etti ve mektubu kimsenin ulaşamayacağı bir yere sakladı kadın …
Sevgilerle
Zehra Çelik
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
😊🥀
YanıtlaSilTebrikler ;)
YanıtlaSilGizel devam
YanıtlaSil