29 Mayıs 2019 Çarşamba

"Şans" Kavramının Çürümesi

Şansının hiçbir zaman onunla beraber olmadığı düşüncesini bu yaşına kadar aklından çıkarmamış. Öğrenilmiş çaresizlik misali, kabullenmiş ve savaşmaktan vazgeçmiş. Elini neye atsa, nihayete ulaşamayıp hayal kırıklığına uğramış... Üzücü ve yorucu bir duygu -durum olsa gerek. İnsanlar niçin hayatta tüm şanssızlıkların yalnızca kendi başına geldiğini düşünür ki zaten. Tüm kötü olayları bir paratoner gibi, sadece kendisinin yaşadığını düşünür insan. Hâlbuki bilmez ki hepimiz aynı hayatın yorgunuyuz. Bilmez ki hepimiz için şanssızlıklar var ve hiç kimsenin hayatı her zaman yolunda gitmez. Zaman zaman hepimizin önüne taşlar çıkar ve bizler bunu şanssızlık olarak atfedip, sorumluluklarımızdan kaçamayız. Fikrimce şans diye bir şey yok. Ben onun varlığına inanmıyorum. Çünkü iyi bilirim ki; insan kainatın hem en güçsüz, hemde en güçlü varlığıdır. Yalnızca yorgun düştüğü zaman, şansının yaver gitmediğini söyler o kadar. İnsanoğlu denen meçhul; başaramadığı şeylere bahane bulmayı, onlara tek tek şanssızlıklarım demeyi çok sever. Çok enteresan ... Bilmez ki başarısızlığı da, başarıyı kabullendiği gibi kabullense daha çok güçleneceğini... Fikrimce; ''Doğrusuyla yanlışıyla bu hayat benim ve bunu kabul ediyorum.'' diyebilen kazanacak. Korkusu olmayacak çünkü. Başarının yanında başarısızlığı da göğüsleyebilen insan, hayatında şans kelimesine yer verir mi? Hayır dediğinizi duyar gibiyim :) O halde bahaneler geride kalsın. Keşkeler, şanssızlıklar... Hepsi tek tek geride kalsın, boşverin. İleri doğru bakılmalı. Demir gibi kuvvetli bir iradeye sahip olarak, ilerleyebilmenin bir yolu mutlak suretle bulunmalı. Yerinde saymak insana yakışan bir davranış değildir çünkü. İnsana düştüğü zaman kalkmak yakışır, yeniden deneyip yeniden yenilmeyi kabul etmek yakışır.Ama pes edip bırakmak tasvip edilen davranış değildir. Zira güçlü olan, savaşmayı seçen tarafa her zaman büyülü gözlerle bakmışımdır. Güçlü olup, güçlü kalmak temennisiyle… Sevgilerle Zehra ÇELİK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder